Necmettin Erbakan Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı ile Tıp Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen “Zihindeki Makamlar: Türk Müziğinin Nöral Kodları” başlıklı konser ve sunum programı, Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu C Blok Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Türk müziğinin insan beyni üzerindeki etkilerinin bilimsel yöntemlerle araştırılmasını konu alan programda hem konser gerçekleştirildi hem de yürütülen bilimsel çalışmalar ele alınırken programa Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, rektör yardımcıları, akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı.

“Yedi yıllık sabırlı bir çalışmanın ürünü”
Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Cem Zorlu, projenin kısa sürede ortaya çıkmış bir çalışma olmadığını belirterek, fikir aşamasının 2019 yılında düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı etkinliklerine dayandığını söyledi. Yaklaşık yedi yıldır projeyi yakından takip ettiğini belirten Zorlu, süreç boyunca proje ekibiyle sürekli görüştüğünü ifade ederek, “Bu tür bilimsel projeler kısa sürede tamamlanmıyor. Sabır, emek ve istikrar gerektiriyor. Bugün ortaya çıkan çalışma yıllardır sürdürülen bir emeğin sonucudur” dedi.

“Bilgiyi toplumun yararına dönüştürmek zorundayız”
Üniversitelerin yalnızca eğitim veren kurumlar olmadığını vurgulayan Zorlu, üretilen bilginin toplumun hizmetine sunulmasının akademinin temel sorumluluklarından biri olduğunu dile getirdi.
“Üniversitenin sınıflarında muhafaza edilen bilgi bir hazine değildir. O bilginin toplumun hayatına dokunması gerekir” diyen Zorlu, bilgi üreten ülkelerin dünyada söz sahibi olduğunu belirterek üniversitelerin özgün araştırmalar üretmesi gerektiğini söyledi.
“Müzikle tedavi yeniden bilimsel olarak ele alınmalı”
Konuşmasında müzikle tedavinin İslam medeniyetindeki tarihine de değinen Prof. Dr. Cem Zorlu, Edirne ve Amasya’daki tarihi darüşşifelerde müzikle tedavinin uygulandığını hatırlattı.
Ataların asırlar önce kullandığı bu yöntemin günümüz teknolojisiyle yeniden incelenmesi gerektiğini ifade eden Zorlu, “Müzikle tedavinin hiçbir yan etkisi olmayan destekleyici bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Ancak bunu bilimsel verilerle ortaya koymamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Türk müziğinin beyin üzerindeki etkileri araştırılıyor”
Projede Türk müziğinin makamlarının insan beyninde oluşturduğu değişimlerin EEG kayıtlarıyla analiz edildiğini söyleyen Zorlu, farklı makamların insan psikolojisi üzerindeki etkilerinin bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılacağını belirtti.
Beynin tedavi sürecindeki rolüne dikkat çeken Zorlu, “Bir hastanın iyileşmeye inanması tedavinin en önemli aşamalarından biridir. Aynı ilaç iki farklı kişide farklı sonuçlar doğurabiliyor. Bunun temelinde beynin verdiği cevap bulunuyor. Biz de beynin frekansları ile Türk müziğinin ritim ve makamlarını bilimsel olarak buluşturuyoruz” diye konuştu.
“Kanser tedavisinde bile destekleyici olabilir”
Müziğin yalnızca psikolojik rahatlama sağlamadığını ifade eden Zorlu, ilerleyen süreçte Türk müziğinin farklı hastalıklarda destekleyici tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğine inandığını söyledi.
“Bugün belki migren ya da stres üzerine konuşuyoruz ancak gelecekte kanser tedavisinde dahi destekleyici bir yöntem olarak kullanılabileceğini düşünüyorum.” diyen Zorlu, bu konuda kesin sonuçlara ulaşabilmek için bilimsel araştırmaların sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
“Türkiye’de örneği yok, dünyada da benzeri bulunmuyor”
Projeyi üniversite adına önemli bir bilimsel atılım olarak değerlendiren Zorlu, yürütülen çalışmanın yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da benzeri bulunmayan özellikler taşıdığını belirtti.
Türk müziği makamlarının nörofizyolojik etkilerini bilimsel yöntemlerle araştıran kapsamlı bir merkezin ilk kez Necmettin Erbakan Üniversitesinde kurulduğunu dile getiren Zorlu, bunun üniversitenin uluslararası görünürlüğüne önemli katkı sağlayacağını kaydetti.
Prof. Dr. Recep Dursun: “Bu proje tarihi bilgiyle modern bilimi buluşturuyor”
Programda konuşan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Dursun ise projenin ortaya çıkış sürecini anlattı.

Projeye ilişkin fikrin, 14 Mart Tıp Bayramı etkinliklerinde düzenlenen müzik programının ardından Rektör Prof. Dr. Cem Zorlu’nun önerisiyle ortaya çıktığını ifade eden Dursun, o günden itibaren yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi.
“Bin yıllık miras bilimsel olarak incelenecek”
Türk ve İslam medeniyetinde müzikle tedavinin yüzlerce yıllık geçmişe sahip olduğunu belirten Dursun, Nureddin Zengi döneminden Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar birçok darüşşifada müzikle tedavi uygulandığını anlattı.

“Avrupa’da akıl hastalarının zincirlere vurulduğu dönemlerde bizim medeniyetimizde hastalar musiki ile tedavi edilmeye çalışılıyordu.” diyen Dursun, İbn Sina başta olmak üzere birçok bilim insanının makamların çeşitli hastalıklar üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu hatırlattı.
“Bilimsel kanıt eksikliği giderilecek”
Bugüne kadar makamların etkilerine ilişkin anlatımların daha çok rivayet ve tarihi kaynaklara dayandığını ifade eden Dursun, bu çalışmayla ilk kez bilimsel veriler üretileceğini söyledi.
Projede EEG kayıtları, kalp ritmi, hormon düzeyleri ve nörofizyolojik değişimlerin birlikte analiz edileceğini belirten Dursun, “Artık sadece ‘şu makam şu hastalığa iyi gelir’ demeyeceğiz. Bunun bilimsel karşılığını ortaya koyacağız.” dedi.
Dünyada örneği olmayan araştırma stüdyosu
Prof. Dr. Dursun, proje kapsamında Türk Müziği Devlet Konservatuvarında kurulan araştırma laboratuvarının dünyada benzeri olmayan teknik donanıma sahip olduğunu belirterek, burada Türk müziği makamlarının bütün akustik özelliklerinin bilimsel olarak analiz edildiğini söyledi.
Bu altyapının oluşmasına katkı sağlayan Prof. Dr. Mehmet Gönül, Doç. Dr. Atakan Tekinalp ve Prof. Dr. Barkın İlhan’a teşekkür eden Dursun, uzun yıllar devam edecek kapsamlı bir araştırma programı oluşturduklarını kaydetti.
Prof. Dr. Barkın İlhan: “İki yılda 60 bin satıra yakın yazılım geliştirildi”
Projede EEG analizlerini yürüten Prof. Dr. Barkın İlhan ise yaklaşık 40 yıldır yazılım geliştirdiğini belirterek, mevcut EEG sistemlerinin müzik analizleri için yeterli olmadığını söyledi.
Bu nedenle iki yıl boyunca özel ara yazılımlar geliştirdiklerini anlatan İlhan, “Yaklaşık 50-60 bin satır kod yazıldı. Beyin dalgaları ile müzik arasındaki ilişkiyi analiz edecek yazılım altyapısını kendimiz oluşturduk” dedi.

İlhan, kurulan ekibin farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirdiğini belirterek, bundan sonraki süreçte hem yeni projelerin hayata geçirileceğini hem de bu alanda yetişecek genç araştırmacılar için önemli bir bilimsel merkez oluşturulacağını ifade etti.