Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) ev sahipliğinde düzenlenen EDUCCON 2026 Uluslararası Eğitim Kongresi, 1-3 Ekim tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Kongrenin açılış programı, NEÜ Köyceğiz Yerleşkesi Ahmet Keleşoğlu Kütüphanesi’nde yapıldı.
Açılış programına Turkish Journal of Education kurucusu, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tekerek ile akademisyenler katıldı.
Kongrenin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Mehmet Tekerek, konuşmasına Mevlana Celaleddin Rumi’nin sözlerinden yola çıkarak başladı. Tekerek, “Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş. Ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım” ifadelerini hatırlattı.

“GÖÇMEK, KONMAK VE AKMAK”
Bu sözlerde üç temel kavram gördüğünü belirten Tekerek, “Birincisi göçmek. Yani alıştığımızı ve o konforu geride bırakmak. İkincisi konmak. Yeni bir cihete, yeni bir anlayışa, yeni bir yeteneğe konmak. Bir sonraki kavram akmak. Yani durağanlaşmadan, katılaşmadan, donmadan ilerlemek. Nihayet düne ait ne varsa geride kaldı. Yeni şeyler söylemek lazım” dedi. EDUCCON’un geçmişinden de söz eden Tekerek, kongrenin 2017 yılında yola çıktığını ve iki yılda bir düzenlendiğini belirterek, “Bu yıl onuncu yılımızı geçiriyoruz ve altıncısını düzenliyoruz. EDUCCON’da ‘The Future of Learning’, yani öğrenmenin geleceğini bu duygularla düşündük” diye konuştu.

“POPÜLER OLANIN PEŞİNDEN GİTMEK İSTEMİYORUZ”
Kongrenin iki yılda bir düzenlenmesinin nedenine de değinen Tekerek, EDUCCON’un temel amacının yeniliği aramak olduğunu söyledi. Tekerek, “Yeniliği arayan bir konferans olduğumuz için iki yılda bir düzenleniyoruz. Popülaritenin arkasından gitmek yerine söylenmeyen şeylerin söylenmesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

“MATBAA BİLGİYİ ÇOĞALTTI, ANCAK YANLIŞ BİLGİYİ DE BERABERİNDE GETİRDİ”
Tekerek, eğitim ve teknolojideki dönüşümü matbaanın ortaya çıkışı üzerinden değerlendirdi. Matbaanın bilgiye erişimde önemli bir değişim meydana getirdiğini belirten Tekerek, “Gutenberg’den önce bilgi seçkinlerin ellerinde yaşarken, matbaa bu bilginin çoğalmasını sağladı. Ancak bunun yanında propaganda, yanlış bilgi ve sansür de ortaya çıkmış oldu” dedi.
Benzer bir dönüşümün günümüzde internet ve yapay zekâ alanında yaşandığını ifade eden Tekerek, “Bugün internet ve yapay zekâ için de aynı şeyi söylüyorum. Propaganda, sansür ve yanlış bilginin aynı yerde tartışıldığını görüyoruz” diye konuştu.
“EĞİTİM SİSTEMİ DİJİTAL ÇAĞA DOĞRU DÖNÜŞÜYOR”
Eğitim sistemindeki tarihsel değişime de dikkat çeken Tekerek, medrese kültüründen fabrika merkezli eğitim anlayışına, oradan da dijital çağa geçiş yaşandığını belirtti. Konya’nın Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmış olması nedeniyle medrese kavramının anlaşılması açısından önemli bir şehir olduğunu dile getiren Tekerek, günümüzde yapay zekânın eğitimde kişiselleştirilmiş öğrenme imkânları sunabileceğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Tekerek, yapay zekânın sağladığı kaynaklarla standart müfredatın ötesine geçilerek kişiselleştirilmiş öğrenme ortamlarının oluşturulup oluşturulamayacağının önemli bir soru olduğunu ifade etti.
Konuşmasında eğitim teknolojilerinin etkilerine ilişkin çalışmalara da değinen Tekerek, özellikle teknoloji destekli uyarlanabilir öğrenme sistemlerinin bilişsel, duygusal ve davranışsal çıktılar üzerindeki etkilerinin araştırıldığını belirtti.

“ÜRETKEN YAPAY ZEKÂ ÖĞRENME SÜREÇLERİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”
Purdue Üniversitesi öğretim üyesi Tamara J. Moore, yapay zekâ araçlarının eğitimde kullanımının öğrenciler arasında kopya sorununu ciddi boyutlara taşıdığını söyledi. 126 öğrencinin bulunduğu sınıfın yüzde 80’ini disiplin süreci kapsamında Öğrenci Dekanlığı’na göndermek zorunda kaldığını belirten Moore, yapay zekânın öğrencilerin öğrenme süreçlerini de olumsuz etkilediğini ifade etti.
Moore, “Öğrenciler ChatGPT’ye soruları giriyor, ChatGPT de onlara doğru cevabı veriyordu. Kopya çekme gerçekten korkunç boyutlara ulaşmıştı. Hayatım boyunca daha önce tek bir öğrenciyi bile Öğrenci Dekanlığı’na göndermemiştim; ancak bu sınıfın yüzde 80’i oraya gitti” dedi.
“ÖĞRENCİLER DÜŞÜNME FAALİYETLERİNİ GERÇEKLEŞTİREMİYORLAR”
Öğrencilerin teslim ettiği çalışmaların artık beklenen öğrenme düzeyini yansıtmadığını dile getiren Moore, üretken yapay zekânın eğitimciler açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu belirterek, “Öğrencilerden yapmalarını istediğim düşünme faaliyetlerini gerçekleştirmiyorlardı. Her şey gerçekten değişmişti” ifadelerini kullandı.