Akciğer kanseri, büyük ölçüde önlenebilir nedenlere dayanmasına rağmen hem dünyada hem de Türkiye’de en ölümcül kanser türü olmayı sürdürüyor. Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Balcı, hastalığın çoğunlukla geç evrede tespit edildiğini ve erken tanının hayati önem taşıdığını vurguladı.

“Vakaların %80’i ileri evrede tespit ediliyor”
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 verilerine göre dünya genelinde 2,5 milyon kişi akciğer kanseri tanısı aldı, 1,8 milyon kişi ise hayatını kaybetti. Türkiye’de yılda 31 bin yeni vaka görüldüğünü belirten Dr. Balcı, erkeklerde yüz binde 55,9; kadınlarda yüz binde 11,2 olan görülme oranlarına dikkat çekti.
Türkiye’de akciğer kanseri tanılarının %50–55’inin uzak organlara yayıldığında, %25–30’unun ise yakın lenf nodlarına yayılmış halde konulduğunu söyleyen Dr. Balcı, “Yani vakaların %80–85’i ileri evrede tespit ediliyor. Bu da tedavi şansını ciddi biçimde düşürüyor. Bu nedenle korunma stratejileri ve erken tanı programları kritik önem taşıyor” dedi.
“Sigara, en büyük tehdit olarak karşımızda”
Akciğer kanserinin nedenlerine değinen Balcı, tütün ürünlerinin hâlâ en baskın risk faktörü olduğunu belirtti:
“Akciğer kanserinin %85–90’ı doğrudan sigara kullanımına bağlı. Türkiye’de erkeklerde görülen vakaların çok büyük bir kısmı tütünle ilişkili. Elektronik sigara, nargile, puro ve pipo da en az sigara kadar riskli.”
Pasif içiciliğin özellikle çocuklar ve kadınlar için büyük tehlike oluşturduğuna değinen Dr. Balcı, kapalı alanlarda sigara dumanına maruz kalmanın kanser riskini ciddi biçimde artırdığını söyledi.
Hava kirliliği ve mesleki riskler de tehlikeyi büyütüyor
Balcı, büyük şehirlerde artan hava kirliliği ile mesleki maruziyetlerin de akciğer dokusuna zarar verdiğini belirterek şu uyarılarda bulundu:
“Asbest, radon, dizel egzozu, ağır metaller ve kimyasal dumanlar; madenciler, inşaat çalışanları ve sanayi işçileri için önemli risk faktörleri. Ayrıca KOAH gibi hastalıklar ve ailede akciğer kanseri öyküsü de riski yükseltiyor.”

Korunmak mümkün: “Sigaranın bırakılması en etkili yöntem”
Akciğer kanserinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu hatırlatan Balcı, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:
Sigaranın bırakılması, risk azaltımında en güçlü adım.
Sigara bırakıldıktan sonra ilk yılda risk ciddi biçimde düşüyor, 10–15 yıl içinde ise hiç içmemiş kişiye yaklaşabiliyor.
Ev ve iş yerlerinde dumansız alanların oluşturulması pasif içicilikten korunmak için hayati önem taşıyor.
Hava kirliliği uyarılarının takip edilmesi ve gerekli durumlarda maske kullanımı riskleri azaltıyor.
Yüksek riskli sektörlerde çalışanların koruyucu ekipman kullanması ve düzenli sağlık taramalarına katılması gerekiyor.
50 yaş üstü, uzun yıllar sigara kullanmış bireylere düşük doz bilgisayarlı tomografiyle tarama öneriliyor.
Erken tespit edilen vakalarda 5 yıllık sağ kalım oranının %60’ın üzerine çıkabildiğini söyleyen Dr. Balcı, hareketli yaşam, sebze–meyve ağırlıklı beslenme ve temiz hava koşullarının da riski azalttığını belirtti.
“Erken tanı hayat kurtarır”
Akciğer kanserinin ölümcüllüğünün yüksek olduğunu hatırlatan Balcı, farkındalığın önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Hastalığın büyük bir kısmı önlenebilir ve erken tanı alındığında tedavi şansı ciddi biçimde artıyor. Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’nda atılacak adımlar—sigarayı bırakmak, risk grubundaki bireyleri taramak, toplumu bilinçlendirmek—binlerce kişinin hayatını değiştirebilir.”
Daha fazla farkındalık ve erken tanıyla akciğer kanseri kaynaklı ölümlerin azaltılabileceğinin altı çiziliyor.