Konya’da son yıllarda artış gösteren obruk oluşumlarının, yoğun ve kontrolsüz yeraltı suyu kullanımıyla doğrudan ilişkili olduğu belirtildi. Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, günümüzde meydana gelen obrukların geçmiştekilerden farklı bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak, “Son yıllarda oluşan obruklar ana kaya çökmesi değil, tamamen yeraltı suyuna bağlı olarak gelişen örtü çökmesi obruklarıdır” dedi.

Konya Havzası’nda görülen obrukların oluşum sürecine değinen Arslan, geçmişte meydana gelen obrukların karstik sistemler içinde yer alan mağaraların tavan bloklarının çökmesiyle oluştuğunu ve yeraltı suyundan bağımsız olduğunu belirtti. Günümüzde yaşanan obrukların ise yeraltı suyunun çekilmesine bağlı olarak geliştiğini ifade etti.
Arslan, “Yeraltı suyunun statik seviyesindeki aşağı ve yukarı yönlü hareketler, yağışlı ve kurak dönemlerin etkisiyle kalsiyum karbonatça zengin minerallerin çözünmesine neden oluyor. Bu çözünme sonucu oluşan boşluklar zamanla büyüyerek birleşiyor ve en sonunda üzerindeki örtü tabakasının çökmesiyle obruk meydana geliyor” diye konuştu.

“Son 30 yıldaki obruklar örtü çökmesi şeklinde”
Konya’da özellikle son 30 yılda meydana gelen obrukların büyük bölümünün alüvyal örtü tabakasında oluştuğunu söyleyen Arslan, bu obrukların ana kayayla değil yüzeye yakın, güncel jeolojik birimlerle ilişkili olduğunu kaydetti. Konya’nın altındaki litosfer ve magma sistemleriyle obruklar arasında doğrudan bir bağ kuran iddiaların ise bilimsel olarak kanıtlanmadığını ifade etti.

Arslan, “Konya’da son 30 yılda oluşan obruklar, genellikle havzalarda bulunan güncel yaşlı alüvyal malzemelerde meydana geliyor. Yeraltındaki magma hareketlerinin yüzeye kadar ulaşıp bu tür obruklara neden olduğu görüşünü çok olası görmüyoruz” dedi.

Yeraltı suyu seviyesi bazı bölgelerde 40 metre düştü
Obruk oluşumunun bu kadar sık yaşanmasının en önemli nedeninin kontrolsüz yeraltı suyu kullanımı olduğuna dikkat çeken Arslan, Konya Kapalı Havzası’nda ciddi bir kuyu yoğunluğu bulunduğunu söyledi. Devlet Su İşleri verilerine göre yaklaşık 35 bin ruhsatlı kuyu bulunduğunu hatırlatan Arslan, ruhsatsız kuyularla birlikte bu sayının 150 bine yaklaştığının tahmin edildiğini aktardı.
Yeraltı su seviyesindeki düşüşün çarpıcı boyutlara ulaştığını belirten Arslan, “Eskiden yıllık düşüşler yarım metre ile 1 metre civarındayken, bugün bazı alt havzalarda 8-10 metreyi buluyor. Yağışlı ve kurak dönemler arasındaki statik seviye farkı ise bazı bölgelerde 30-40 metreye kadar çıkabiliyor” dedi.

Yeraltı suyunun hareketini basit bir örnekle anlatan Arslan, “Çayın içine şeker atıp karıştırdığınızda şeker nasıl eriyorsa, yeraltı suyunun sürekli hareketi de toprağı ve kalsiyum karbonatça zengin malzemeleri eriterek boşluklar oluşturuyor. Bu boşluklar zamanla büyüyerek obruklara zemin hazırlıyor” ifadelerini kullandı.