Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, Anadolu’da Bugün’e yaptığı özel açıklamalarda Türkiye’de buğday üretiminin stratejik önemine dikkat çekerek son yıllarda yaşanan gelişmeleri ve 2025-2026 üretim sezonuna ilişkin beklentileri değerlendirdi.
“Buğday, Türkiye’nin gıda arz güvenliğinin temel yapı taşı”
Buğdayın Türkiye’nin gıda arz güvenliğinin temel taşı olduğunu vurgulayan Çalış, son 10 yılda buğday ekim alanlarının 9 milyon hektardan 6,8 milyon hektara gerilemesinin ciddi bir tehlike oluşturduğunu söyledi.
Çalış, “Bu stratejik üründe yaşanan alan daralması yalnızca üretim kaybı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliğinin zayıflaması ve dışa bağımlılık baskısının artması sonucunu doğuruyor. Bu durum artık basit bir risk değil, ulusal güvenliği ilgilendiren bir mesele haline gelmiştir” dedi.
“Üreticinin üretimden uzaklaşma eğilimi durdurulmalı”
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2022 yılında hayata geçirilen stratejik tedbirler ile 2024 yılında uygulanmaya başlanan Planlı Üretim Modeli’nin bu olumsuz tabloyu tersine çevirmede önemli rol oynadığını belirten Çalış, “Üretimden uzaklaşma eğiliminin durdurulması yalnızca çiftçinin tarlada kalmasını sağlamıyor, aynı zamanda küresel gıda krizlerinin yaşandığı bir dönemde Türkiye için önemli bir güvenlik kalkanı oluşturuyor. Tarımsal üretimden kopuş sadece ekonomik değil, uzun vadeli bir egemenlik sorunudur” ifadelerini kullandı.
“Yağışlar verim beklentisini yükseltti”
2025-2026 üretim sezonunun son yılların en olumlu iklim koşullarına sahne olduğunu belirten Çalış, geçen yıl yaşanan kuraklığın ardından bu yıl yağışların uzun yıllar ortalamasının üzerine çıktığını söyledi.
Çalış, “Mayıs ayı sonuna kadar geçen dönemde yağış miktarı geçen yıla göre yüzde 90 arttı. Bu durum verim beklentilerini en üst seviyeye taşıdı” şeklinde konuştu.

“Türkiye’deki barajlardaki doluluk oranları sevindirici”
Türkiye genelindeki baraj ve göletlerdeki su doluluk oranlarının da önemli ölçüde yükseldiğini belirten Çalış, “Geçen yıl yüzde 30 seviyelerinde olan su yüzeyi doluluk oranları bu yıl yüzde 75’lere ulaştı. Bu gelişme sadece mevcut sezonu değil, önümüzdeki üretim dönemlerini de güvence altına alan önemli bir rezerv oluşturdu” diye konuştu.
“Rekolte 24 milyon tona ulaşabilir”
Güneydoğu Anadolu ve Çukurova bölgelerinde hasat sürecinin bereketli başladığını aktaran Çalış, TÜİK verileri ve saha gözlemleri doğrultusunda bu yıl buğday üretiminde tarihi bir rekolte beklediklerini söyledi.
“Bu üretim rakamları Cumhuriyet tarihimizin rekoru olabilir”
Geçen yıl yaklaşık 17 milyon ton olarak gerçekleşen üretimin, bu yıl 7,3 milyon hektarlık alanda 23-24 milyon ton seviyesine ulaşabileceğini belirten Çalış, “Bu rakam gerçekleşirse Cumhuriyet tarihinin en yüksek buğday rekoltesi olarak kayıtlara geçebilir” dedi.
Özellikle kıraç ve sulu tarım alanlarında yağışların ürün gelişimini olumlu etkilediğini vurgulayan Çalış, birçok bölgede sulamaya ihtiyaç duyulmadan ürünün gelişimini tamamladığını, bunun da hem kaliteyi hem de verimi artırdığını ifade etti.
“Doğal yağışlar çiftçinin en büyük gider kaleminde rahatlama sağladı”
Doğal yağışların zamanında gerçekleşmesinin üreticilere önemli ekonomik katkı sağladığını belirten Çalış, tarımsal üretimde en büyük gider kalemlerinden biri olan sulama ve enerji maliyetlerinde ciddi tasarruf elde edildiğini söyledi.
Çalış, “Bu yıl yağışların ideal zamanlaması sayesinde çiftçiler daha az sulama yapmak zorunda kaldı. Bu durum hem üretim maliyetlerini düşürdü hem de enerji tüketiminde önemli bir tasarruf sağladı. Böylece çiftçinin finansal yükü azalırken, ülke ekonomisi açısından da önemli bir kaynak korunmuş oldu” ifadelerini kullandı.