İkindi Sohbetlerinde ‘Ayaklı Kütüphaneler’ konuşuldu.

Dursun Gürlek: 'Büyük adam yetiştirmede verimliyiz, onlar öldükten sonra unutmada mahiriz. Eserler yoluyla yeni neslimize önemli şahsiyetlerimizi tanıtmalıyız. İbrahim Hakkı Konyalı hazırladığı rapor sayesinde Ayasofya Camisi’nin minarelerinin yıkılmasının önüne geçmiştir.'

İkindi Sohbetlerinde ‘Ayaklı Kütüphaneler’ konuşuldu.

Konya Büyükşehir Belediyesi ile Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Merkezinin ortaklaşa düzenlediği Yaşayan Konya Hafızası İkindi Sohbetlerinde bu hafta Yazar Dursun Gürlek, “Ayaklı Kütüphaneler” konulu bir konferans verdi.

İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ı tanıyan kişilerle yaptığı röportajlar sonucu oluşturduğu üç ciltlik kitaba dikkat çeken Gürlek, Milli Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu konuşmasını yaparken oldukça sert mizaçlı olan İbnülemin Mahmut Kemal’in yüzüne hocanın tepkisini ölçmek için sık sık bakması sonucu konuşma bitiminde bakana “Aferin edepli konuştun.” diye söylediğini belirtti.

HAFIZ-I KÜTÜPLÜĞÜ HAK EDEN BİR İNSAN

Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin Tahsin Hoca’dan sonra görev alan ikinci Müdürü İsmail Saib Sencer isminin  kütüphane ile özdeşleştiğini belirten Gürlek, “Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca ve Latinceyi biliyordu. Darülfünun’da hocalık yaparken başından sarık ve cübbesini çıkarmamak için üniversiteden ayrılarak kütüphanede 40 yıl müdürlük yapmıştır. Niçin kitap yazmadığı sorulunca ‘Ecdadın yazdığı kitapları okuyorum.” diye cevap verirmiş. Bursalı Tahir’in üç ciltlik Osmanlı Müellifleri kitabının hocaya ait olduğu söylenir. Tam bir ayaklı kütüphane olan Sencer Hoca sahasında bir otorite kabul ediyordu. Hafız-ı kütüplüğü ve bu sahadaki ihtisasıyla ‘Ayaklı Kütüphane’ olarak anılıyordu.”

Gürlek, Ürdün kralının Türkiye ziyareti sırasında Atatürk’ten istediği Kitâb-ı Envar isimli kitabı bilse bilse İsmail Saib Hoca bilir denilerek kitabı nerede bulabilecekleri sorulunca “ Kitabın adı, Kitâb-ı Envar değil Kitab-ı Enva’dır. Bu astronomi kitabı bizde yok. Süleymaniye Kütüphanesi’nde 748 numarada kayıtlıdır.” cevabını verir. Mecelle’de adalet; eşyayı yerine koymak olarak tanımlanır. Kast edilen “İşi ehline vermektir.” Alman Oskar Rescher, hocanın dizinin dibinden hiç ayrılmamış, hocadan etkilenerek Müslüman olmuştur.

KEDİLİ KÜTÜPHANE

Felsefeden tasavvufa, tarihten edebiyata kadar pek çok alanda sahip olduğu engin birikimine sahip İsmail Saib Hoca’nın Fuat Köprülü’den Abdülbaki Gölpınarlı’ya, Yahya Kemal Beyatlı’dan Mehmet Akif Ersoy’a kadar ilim ve edebiyat dünyamızın seçkin isminin kendisinden istifade ettiği üzerinde duran Gürlek; “100 civarında kedi beslemesi sonucu kütüphanenin adı kedili kütüphaneye çıkmıştı. Maaşının büyük bir kısmını kedilere harcadığından aybaşını getiremezdi. Kitaplara gözü gibi bakarken  kedileri de evladı gibi seviyordu. Kitap okurken başına çıkan kedi rahatsız olmasın diye ayağa kalmazmış.” dedi.

ANILARLA ÖRÜLÜ BİR YAŞAM

Mithat Cemal Kuntay’ın Türkçesi’ne hayranlığını dile getiren Gürlek, eşinin ölümünden sonra aynı yere gömülen Mithat Cemal’in Karacaahmet’teki mezar taşında “Ey zair burada bir karı koca yatmaktadır. İkisine bir Fatiha yeter.” yazısı yazılıdır. Devrin mûsîkişinaslarıyla mûsîki meşk eden, tasavvuf ehli olan İbnülemin Mahmut Kemal’e Kani Karaca arkadaşlarıyla ziyarete gelince “Kani yalın gelmemiş, yanında fuzulileri de getirmiş.” sözünü söyler. Gürlek; “Son Sadrazamlar” kitabının yazarı İbnülemin Mahmut, Mehmet Zeki Pakalın’ın. “Son Sadrazamlar ve Başbakanlar” kitabından sonra aralarının bozulduğunu Pakalın’ın kızı Saniye Hanım’dan dinlediğini söyledi.

MERAK İLMİN HOCASIDIR

Gürlek, ünlü kişilerle görüşme yapabilmek için büyük çaba sarf ettiğini, onların konuşmalarını kayıt altına alıp gelecek nesillere aktarılması için kitap haline getirdiğini ifade ederek “Hz. Ömer meşrepli İbnülemin Mahmut Kemal kitaplarını İstanbul Üniversitesine bağışladığında üniversite kendisine bir jübile yapmış. Okulda bir oda tahsis edilerek kendisine sekreter verilmiş, evi okula yakın olduğu için sürekli okulda bulunuyordu.”  

70 yaşını geçen İbnülemin Mahmut Kemal’e evlilik ile soru sorulduğunda “Evlilik ciddi bir iştir, aceleye gelmez.’ cevabını verir. Peyniri sevemediğini bilen arkadaşı kendisine teneke peynir ve kaşar peyniri gönderir. İbnülemin Mahmut Kemal’de yazdığı mektubunda kendisine teşekkür ederek “Sütün veledizinası peyniri niye gönderdin?” diye çıkışır. Oldukça ekabir olan Necip Fazıl, son dönem tarihçileri içerisinde en güvenilen kişinin İbnülemin Mahmut Kemal olduğunu telefonda Gürlek’e söyler.

Konuşmasında Ali Emiri Efendi’ye de değinen Gürlek; “Diyarbakırlı olan Ali Emiri Efendi, babası dükkanda iş yapmayınca kitaplara düşkünlüğü sebebiyle medreseye kaydettirilmiş. Görev yaptığı yerlerde özellikle el yazması kitapları toplamış. Kendisine Fatih’te tahsis edilen kütüphanede 1924 yılına kadar hafızıkütüp olarak bulunmuştur.”

AYASOFYA’NIN MİNARELERİNİN YIKIMINI İBRAHİM HAKKI KONYALI ENGELLEDİ

Tarihî kaynaklara ulaşmada İbrahim Hakkı Konyalı’nın eserlerinin büyük faydasını gördüğünü ifade eden Gürlek, Ayasofya Camisi’nin minarelerinin yıkılmasının önüne geçen kişinin İbrahim Hakkı Konyalı olduğunu ifade ederek  “Bir gün İstanbul Müzeler Müdürü Kemal Akan ağlayarak Konyalı‘nın yanına gelir. Ayasofya'nın minarelerinin yıkılacağını, kiliseye dönüştürüleceğini söyler. Konyalı, Kemal Altan'ı teselli ederek Ayasofya'nın minarelerini yıkamazlar. Bir rapor hazırlayalım.” der. Raporda,“Ana kubbeyi destekleyen minareler yıkılacak olursa  kubbe tamamen çöker. Tetikte bekleyen Hristiyanlık âlemi de Türkler Ayasofya'yı yıktılar, diye feryadı basarlar.” deyince Ayasofya'nın minareleri yıkılmaktan kurtulur.

Gürlek, konuşmasını “Büyük adam yetiştirmede verimliyiz, onlar öldükten sonra unutmada mahiriz.” sözleriyle tamamladı.

Program sonunda Prof. Dr. Saim Sakaoğlu tarafından Dursun Gürlek’e’günün anısına hediye takdim edilmesi ve  toplu fotoğraf çekilmesi ile toplantı sona erdi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.