Konya
Açık
17°
Aksaray
Parçalı az bulutlu
20°
Karaman
Kapalı
20°
Ara
Anadolu'da Bugün Gündem Selçuk Üniversitesi’nde İran konferansı: “Komşudaki yangın bizi de etkiler”

Selçuk Üniversitesi’nde İran konferansı: “Komşudaki yangın bizi de etkiler”

Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından düzenlenen “ELL Events 14” programında konuşan Prof. Dr. Ali Temizel, İran’ın jeopolitik öneminden savaşın insani bedeline, uluslararası hukuktan Türkiye’ye yönelik göç baskısına kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

MUHABİR: Seçil Teke
Okunma Süresi: 5 dk

Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından düzenlenen “Doğu ve Batı Ekseninde İran’ın Güncel Durumu” konulu konferansta İran’ın tarihsel konumu, Türkiye ile ilişkileri, savaşın kültürel ve insani sonuçları, uluslararası hukuk, göç hareketleri ve Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamlı şekilde değerlendirildi.

“İran, Türkiye İçin Stratejik Öneme Sahip”

Konferansta konuşan Prof. Dr. Ali Temizel, İran’ın tarih boyunca Türkiye açısından önemli bir komşu olduğunu belirterek iki ülke arasındaki ilişkilerin milattan önceki dönemlere kadar uzandığını ifade etti.

İran’ın tarihi İpek Yolu üzerindeki stratejik konumuna dikkat çeken Temizel, “Yaklaşık bin yıldır komşumuz olan İran, Türkiye açısından stratejik öneme sahip bir ülkedir. Türk-Fars ilişkileri tarih boyunca kültürden ticarete, siyasetten enerjiye kadar birçok alanda etkisini sürdürmüştür” dedi.

İslam öncesi dönemde Sasaniler ile Türk devletleri arasındaki ilişkilerin yoğun olduğunu kaydeden Temizel, Gazneliler ve Selçuklular döneminden itibaren iki toplum arasındaki bağların daha da güçlendiğini söyledi. Osmanlı döneminde de ilişkilerin büyük ölçüde barış içerisinde sürdüğünü belirten Temizel, günümüzde kültür, turizm, enerji, ulaşım ve ticaret alanlarında ilişkilerin devam ettiğini ifade etti.

“Kültürel Miras da Savaşın Hedefi Oldu”

Savaşların yalnızca insan hayatını değil, tarihi ve kültürel değerleri de tehdit ettiğini söyleyen Temizel, İran’daki önemli tarihi yapıların saldırılarda zarar gördüğünü ifade etti.

İsfahan’daki Nakş-ı Cihan Meydanı’nda bulunan Şah Camii ve Şeyh Lütfullah Camii’nde ciddi hasarlar oluştuğunu kaydeden Temizel, “Yapılarda çatlaklar, sıva dökülmeleri ve dekoratif unsurlarda tahribat meydana geldi. Çehel Sütun Köşkü’ndeki 17. yüzyıla ait fresklerde de ciddi zarar oluştu” diye konuştu.

“Okullar ve Üniversiteler de Zarar Görüyor”

Çatışmaların eğitim kurumlarını da doğrudan etkilediğini belirten Temizel, çok sayıda okul, üniversite ve kütüphanenin saldırılardan zarar gördüğünü söyledi.

Savaşın ilk günlerinde Minab ilçesindeki bir kız ilkokulunun vurulduğunu ifade eden Temizel, saldırıda çoğunluğu çocuk olmak üzere çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Bugüne kadar 30 üniversite ve 55 kütüphanenin zarar gördüğünü dile getiren Temizel, akademik merkezlerin hedef alınmasının gelecek nesilleri doğrudan etkilediğini vurguladı.

Şahid Behişti Üniversitesi’nin lazer ve plazma araştırma merkezinin bombalandığını, Şerif Teknoloji Üniversitesi’ne yönelik saldırılar düzenlendiğini ifade eden Temizel, “Bir neslin okulunu, üniversitesini ve araştırma merkezini kaybetmesi, o nesli hem tarihinden hem geleceğinden koparmaktır” dedi.

“Uluslararası Hukuk Etkisiz Kalıyor”

Konferansta uluslararası hukuk sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Temizel, savaş ortamında uluslararası normların büyük ölçüde etkisiz kaldığını savundu.

Kültür varlıklarının korunmasına yönelik sözleşmelerin ve sivilleri koruyan uluslararası normların uygulanamadığını belirten Temizel, “Uluslararası hukuk, güçlünün kendi hukukunu dayattığı bir çerçeve olmaya devam ediyor. Bu savaş, bunu bir kez daha açık şekilde ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.

“Savaşın Bedelini Afrika’daki Çocuklar da Ödüyor”

İran’daki savaşın yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğurduğunu söyleyen Temizel, krizlerin Afrika ülkelerinde de ciddi insani sorunlara neden olduğunu belirtti.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sorunların insani yardım sevkiyatlarını etkilediğini kaydeden Temizel, Sudan’a gönderilmesi gereken ilaçların beklediğini, Somali’de çocuklara yönelik terapötik gıdaların ulaştırılamadığını söyledi.

Nijerya’da akaryakıt fiyatlarının yükseldiğini ve sağlık hizmetlerinin olumsuz etkilendiğini ifade eden Temizel, savaşın ekonomik etkilerinin Afrika ülkelerinde ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti.

Dünya gübre taşımacılığının önemli bölümünün Hürmüz Boğazı üzerinden yapıldığını hatırlatan Temizel, Doğu Afrika’da tarımsal üretimin de risk altında olduğunu kaydetti.

“Amerikan Kamuoyunda Destek Zayıflıyor”

Temizel, son yıllarda Amerikan kamuoyunda İsrail’e verilen desteğin azaldığını belirterek özellikle genç kuşaklarda bu değişimin daha belirgin hale geldiğini söyledi.

Sosyal medya aracılığıyla sahadan gelen görüntülerin daha hızlı yayıldığını ifade eden Temizel, genç nesillerin insan hakları konularında daha duyarlı yaklaşım sergilediğini kaydetti.

Bu değişimin yalnızca Demokrat seçmenlerde değil genç Cumhuriyetçiler arasında da görüldüğünü belirten Temizel, bunun ABD’nin Orta Doğu politikalarını uzun vadede etkileyebileceğini söyledi.

“Türkiye Göç Baskısıyla Karşı Karşıya”

Savaşın Türkiye üzerindeki etkilerine de değinen Temizel, özellikle göç hareketlerinin ciddi risk oluşturduğunu ifade etti.

BM verilerine göre savaşın başlamasından bu yana İran’da milyonlarca kişinin yerinden edildiğini belirten Temizel, Türkiye’nin doğu sınırında ciddi bir göç baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Suriye krizinin benzer etkilerinin hafızalarda olduğunu kaydeden Temizel, İran’daki istikrarın Türkiye açısından yalnızca dış politika değil aynı zamanda ekonomi ve sınır güvenliği açısından da önemli olduğunu vurguladı.

“Savaşın Kazananı Yok”

Konuşmasının sonunda barış çağrısında bulunan Prof. Dr. Ali Temizel, savaşların hiçbir taraf için gerçek bir kazanç getirmediğini söyledi.

İnsan hayatının her şeyden önemli olduğunu ifade eden Temizel, “Eğer bir insanın burnu bile kanamışsa hangi taraftan olursa olsun o savaşı kaybetmiştir. Savaşın kazananı yok, herkes kaybediyor” dedi.

Türkiye’nin savaşın ilk gününden itibaren bölgede barış ve diplomasi çağrısı yaptığını ifade eden Temizel, çatışmaların büyümesinin tüm bölgeyi etkileyebileceğini söyledi.

Silahların susması ve müzakere ortamının yeniden oluşturulması gerektiğini vurgulayan Temizel, “Gerçekten barışın istendiği her fırsat değerlendirilmelidir. Temennimiz bu savaşın bir an önce sona ermesidir” ifadelerini kullandı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *