Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Sayın, son günlerde İran’da sokak protestolarıyla başlayan gelişmelerin yalnızca İran’ın iç meselesi olmadığını, başta Türkiye olmak üzere tüm bölgeyi yakından ilgilendirdiğini söyledi.
Prof. Dr. Sayın, İran’daki sokak olaylarının temelinde uzun süredir daevam eden ekonomik krizin bulunduğunu belirterek, bu krizin başlıca nedeninin Batı’nın uyguladığı yaptırımlar, ambargolar ve savaş tehditleri olduğunu ifade etti. Sayın, ayrıca İsrail ile yaşanan ve “12 gün savaşı” olarak nitelendirilen sürecin İran’da ekonomik, sosyal, siyasal ve diplomatik krizleri derinleştirdiğine dikkat çekti.
"Sokak olaylarının arkasında Batılı Güçler var"
İran yönetiminin resmi söylemine göre, sokak olaylarının arkasında Batılı aktörlerin ve özellikle ABD’nin bulunduğunu aktaran Sayın, “İran makamları, Amerikan ajanlarının sokakları karıştırdığı yönünde iddialarda bulundu. Olayların seyrine bakıldığında, uzun namlulu silahlarla halkın üzerine ateş açan kişilerin görülmesi süreci daha da karmaşık hale getirdi” dedi.
Yaşanan olaylarda can kayıplarına ilişkin farklı rakamların gündeme geldiğini belirten Prof. Dr. Sayın, bazı kaynaklara göre 3 binin üzerinde, bazı iddialara göre ise 5 bini aşan kayıpların söz konusu olduğunu, sosyal medyada çok sayıda teyide muhtaç bilginin dolaşımda olduğunu vurguladı.
"Trump’ın İran’a yönelik tehditleri arttı"
Prof. Dr. Sayın, ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde İran’a yönelik tehditlerinin arttığını, Amerikan donanmasına ait askeri filoların Körfez ve Hürmüz Boğazı çevresinde konuşlandırıldığının açıklandığını hatırlattı. Bu durumun diplomatik dengelerin yanı sıra küresel piyasalarda da ciddi dalgalanmalara yol açtığını ifade etti.
"Ilımlı bir atmosfer var"
Öte yandan hem Washington hem de Tahran’dan gelen açıklamalara bakıldığında müzakerelerin sürdüğünü belirten Sayın, “Geçen haftaya kıyasla daha ılımlı bir atmosfer oluşmuş durumda. Nükleer silahsızlanma, ön koşullar ve rejimin Batı ile ilişkileri masadaki temel başlıklar arasında yer alıyor” dedi.
"Tahran yönetiminden bölgeye gözdağı"
İran’ın olası bir askeri müdahaleye karşı sert bir uyarıda bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Sayın, Tahran yönetiminin böyle bir durumda yalnızca ABD’yi değil, bölgedeki ülkeleri de hedef alabileceğini ilan ettiğini söyledi. Bu açıklamanın ardından Körfez ülkeleri ve bazı Arap devletlerinin Washington üzerinde yoğun baskı kurduğunu belirten Sayın, söz konusu ülkelerin askeri bir operasyona destek vermeyeceklerini açıkça dile getirdiklerini kaydetti.

"Türkiye’nin tutumu net"
Türkiye’nin İran’a yönelik olası bir askeri müdahaleye açık biçimde karşı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sayın, Ankara’nın çözümün müzakere ve diplomasi yoluyla sağlanması gerektiğini savunduğunu ifade etti. Bu kapsamda İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve beraberindeki heyetin Ankara’ya gelerek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü hatırlattı. Sayın, görüşmeler sırasında Türkiye’nin arabuluculuk rolü üstlenebileceğinin net biçimde ortaya konduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ABD Başkanı Trump ile İran konusunu telefon diplomasisi yoluyla ele aldığını belirtti.
"Askeri müdahalenin maliyeti Türkiye için çok ağır olur"
İran’a yönelik bir askeri müdahalenin Türkiye açısından ciddi güvenlik riskleri doğuracağını ifade eden Prof. Dr. Yusuf Sayın, Suriye tecrübesinin bu konuda önemli dersler içerdiğini söyledi. Sayın, “Sınır güvenliği, göç dalgaları ve bölgesel istikrarsızlık gibi sonuçlar Türkiye için ağır maliyetler doğurur. İran, Kasr-ı Şirin’den bu yana sınır ihtilafı yaşamadığımız bir komşumuzdur” dedi. İran’ın parçalanmasının ne bölgeye ne de Türkiye’ye fayda sağlayacağını vurgulayan Sayın, İran’da yaşayan Azeri ve Türkmen nüfusun da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin resmi politikasının İran’ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü desteklemek yönünde olduğunu kaydeden Sayın, dönüşümün dış müdahaleyle değil, İran’ın kendi iç dinamikleriyle gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Sayın, değerlendirmesini, “Güvenli bir İran, güvenli bir Türkiye demektir. Tıpkı güvenli bir Suriye’nin Türkiye için hayati olduğu gibi. Duygusal reflekslerle değil, rasyonel ve gerçekçi bir perspektifle bakmak zorundayız. ABD’nin İran’a yönelik olası bir müdahalesinin en ağır sonuçlarını yaşayacak ülkelerin başında Türkiye gelir” şeklinde tamamladı.