Anadolu’da Bugün yazarı Mithat Direk, toplumda günlük yaşamda ve sosyal medyada sıkça dile getirilen “Biz eğitilmeyiz, bizden adam olmaz” söylemini köşesine taşıdı. Direk, insanın öğrenebilen ve davranışlarını değiştirebilen bir varlık olduğunu belirterek, asıl sorunun eğitilememek değil, eğitimin davranışa dönüştürülememesi olduğunu ifade etti.
Direk, trafik kurallarından çevre temizliğine, başkalarının haklarına saygıdan toplumsal düzene kadar birçok alanda yaşanan sorunların yalnızca bilgi eksikliğiyle açıklanamayacağını vurguladı.
Anadolu’da Bugün yazarı Mithat Direk'in yazısını okumak için buraya tıklayınız
“Bilmek başka, yapmak başka”
Eğitimin yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını belirten Direk, bir insanın doğruyu bilmesiyle doğru olanı yapmasının aynı şey olmadığını dile getirdi.
Trafikte kırmızı ışığın anlamını bilmenin, kimse yokken de kırmızı ışıkta durmakla aynı olmadığını ifade eden Direk, benzer şekilde çevreyi kirletmemek gerektiğini bilmekle eldeki çöpü çöp kutusu bulana kadar taşımak arasında da fark bulunduğunu kaydetti.
Direk’e göre eğitimde asıl mesele, bilginin davranışa, davranışın alışkanlığa ve alışkanlığın da toplumsal kültüre dönüşebilmesi.
“İnsan, söyleneni değil yapılanı öğreniyor”
Eğitimin yalnızca okul, öğretmen, ders ve müfredatla sınırlı olmadığını belirten Direk, aileden iş yerine, trafikten sokağa kadar hayatın tamamının bir eğitim alanı olduğuna dikkat çekti.
Direk, çocuklara dürüst olmaları, kurallara uymaları ve çevreyi korumaları gerektiğinin anlatıldığını ancak çocukların çevrelerinde bunun tersini görmeleri hâlinde önemli bir çelişkiyle karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.
“İnsan, çoğu zaman söyleneni değil, yapılanı öğreniyor” değerlendirmesinde bulunan Direk, toplumdaki davranışların çocukların eğitiminde önemli bir rol oynadığını vurguladı.
“Asıl ders kitabı toplum”
Toplumun tamamının bir öğrenme alanı olduğunu belirten Direk, kuralların adil ve eşit şekilde uygulanmasının bireylerin davranışlarını doğrudan etkilediğini savundu.
Direk, kurallara uyanlarla uymayanlar arasında bir fark oluşmadığında veya kuralları ihlal eden kişilerin zaman zaman avantaj sağladığı düşünüldüğünde, toplumun bireylere farklı bir mesaj verdiğini ifade etti.
Bu noktada eğitim ile toplumsal düzenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Direk, doğru davranışın karşılık bulduğu ve yanlış davranışın sonuçsuz kalmadığı bir düzenin eğitim sürecini de güçlendireceğine dikkat çekti.
“Çocuklar söylediklerimizden çok yaptıklarımıza bakıyor”
Direk, çocukların yetişkinlerin sözlerinden çok davranışlarını gözlemlediğini belirterek, ailelerin, öğretmenlerin ve toplumdaki diğer yetişkinlerin rolüne dikkat çekti.
Yazısında belediye otobüsünde yaşadığı bir olayı da anlatan Direk, küçük bir çocuğun yediği krakerin ambalajını annesinin otobüsün camından dışarı attığını gördüğünü aktardı.
Bu olayın, çocuğa çevre temizliği konusunda söylenebilecek birçok sözden daha güçlü bir mesaj taşıdığını belirten Direk, çocukların büyük ölçüde yetişkinlerin davranışlarını örnek aldığını vurguladı.
“Asıl mesele kimse görmezken ne yaptığımız”
Eğitimin gerçek ölçüsünün, bireyin denetim olmadığı zamanlardaki davranışlarında ortaya çıktığını ifade eden Direk, polis, kamera, öğretmen veya başka bir otorite bulunmadığında da kurallara uyulmasının önemine işaret etti.
Direk, eğitimin nihai amacının insanın sürekli dışarıdan denetlenmesine gerek kalmadan doğru davranmasını sağlayacak bir iç denetim ve sorumluluk anlayışı geliştirmek olduğunu belirtti.
Kimse görmediğinde de çöpü yere atmamak, trafikte polis yokken kurala uymak ve başkasının hakkını gözetmek gibi davranışların eğitim yoluyla kazanılması gerektiğini kaydetti.
“İnsanı yalnızca karakteriyle açıklamak yeterli değil”
Direk, ülkeler arasındaki yolculuklarda sınır geçişleri sonrasında karşılaşılan farklı çevre düzenlerinin de insan davranışları açısından düşündürücü olduğunu belirtti.
Aynı kişinin farklı ortamlarda farklı davranabilmesinin, bireysel karakterin yanı sıra içinde bulunulan düzenin, kuralların uygulanma biçiminin, denetimin ve çevrede görülen davranışların da insan davranışı üzerinde etkili olduğunu gösterdiğini ifade etti.
“Sorun insanın eğitilememesi değil”
Yazısının sonunda “Biz eğitilemiyoruz” düşüncesine katılmadığını belirten Direk, sorunun eğitimin yalnızca okuldan beklenmesi olduğunu savundu.
Direk, okulda çevre bilinci kazandırılırken evde yere çöp atılması, dürüstlük anlatılırken günlük yaşamda hilenin normalleştirilmesi veya kurallara uyulması istenirken kuralların herkese eşit uygulanmamasının çocuklarda çelişki oluşturacağını ifade etti.
Eğitimin yalnızca müfredat meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Direk, okulda verilen mesajların aile, sokak, iş hayatı ve kamu yaşamında da karşılık bulması gerektiğine dikkat çekti.
Direk, yazısını şu temel soruyla tamamladı: “Biz çocuklarımıza ve birbirimize nasıl bir hayatı öğretiyoruz?”
İnsanın yalnızca toplumun bir üyesi değil, aynı zamanda o toplumun öğrencisi olduğunu belirten Direk, eğitimin okul, sınav ve diplomadan ibaret olmaktan çıkarılarak bir yaşam biçimine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.