Yargıtay gündemine taşınan uyuşmazlık, bir gümrük müşavirliği şirketinde 16 Aralık 2013 ile 27 Nisan 2022 tarihleri arasında gümrük müşavir yardımcısı olarak çalışan personelin açtığı davayla başladı.
Çalışma süresi boyunca izin taleplerinin iş yoğunluğu öne sürülerek kısıtlandığını ve kendisine tek seferde en fazla altı gün izin kullandırıldığını belirten işçi, 68 günlük izin bakiyesinin kaldığını kaydetti.
Yıllık izinlerin mevzuata aykırı şekilde kullandırılmasını gerekçe göstererek iş sözleşmesini tek taraflı fesheden çalışan; kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı ve ödenmeyen primlerinin tahsilini talep etti.
İlk Derece Mahkemesi, imzalı formları inceleyerek işçinin 130 günlük toplam izin hakkının 48 gününü kullandığını ve içeride 82 günlük bakiyesi bulunduğunu tespit etti. İzinlerin usulüne uygun kullandırılmadığı kanaatine varan yerel mahkeme, feshin haklı nedene dayandığını kabul ederek kıdem tazminatı ile 82 günlük izin alacağının ödenmesine hükmetti.
İşverenin itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2026/1495 sayılı ilamıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırarak yerel mahkemenin kıdem tazminatı hükmünü bozdu.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesinde yer alan "yıllık iznin bir bölümünün 10 günden az olamayacağı" kuralını hatırlatan Yüksek Mahkeme, somut olayda izin sürelerinin işçinin kendi talebi ve imzalı onaylarıyla bölündüğünü belirledi.
Davacının daha uzun süre izin kullanmak istediğini en az bir ay önceden işverene yazılı olarak ilettiğini veya talebinin işveren tarafından zorla kısaltıldığını kanıtlayamadığı vurgulandı.
İşverenin personele hiç izin kullandırmadığı ya da makul talepleri gerekçesiz reddettiği yönünde somut bir delil bulunmadığına dikkat çeken daire, çalışanın kendi isteğiyle kısa süreler halinde kullandığı izinlerin sonradan haklı fesih gerekçesi yapılamayacağını kaydetti.
Bu gerekçeyle feshin haksız olduğuna ve işçinin kıdem tazminatı talebinin reddedilmesine karar verildi.