Devlet kurumları ile vatandaşlar arasında nesillerdir süregelen "kamulaştırmasız el atma" uyuşmazlıkları, yargı sisteminin en yoğun lojistik yüklerinden birini oluşturuyor. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarından 1950'li yılların ortalarına kadar uzanan süreçte, acil altyapı ihtiyaçları nedeniyle tescil işlemleri tamamlanmadan kamu hizmetine tahsis edilen araziler, bugüne kadar milyonlarca liralık tazminat davalarına konu oluyordu. TBMM tüzüğüne giren bu son radikal hamle, mülkiyet hakkı şeridinde devlet lehine kesin bir kalkan oluşturarak kronikleşmiş tüm tartışmalara son noktayı koymayı amaçlıyor.
Yeni Şafak’ın sızdırdığı bülten raporuna göre, 1956 öncesinde devletin fiilen kullanımına girmiş arazilerin hukuki statüsü kökten değiştiriliyor. Yasa yürürlüğe girdiğinde, yol, okul, hastane, karakol gibi alanlar geçmişe dönük olarak tamamen kamulaştırılmış kabul edilecek. Taşınmazın asıl sahipleri veya sonraki nesil mirasçıları, bu araziler üzerinde yeniden mülkiyet hakkı iddia edemeyecek ve tapu iadesi talep edemeyecek.
Mülkiyet kalkanı tamamen ortadan kalkan hane halkı ve vatandaşlar için yasal sınır dahilinde tek bir hak açık bırakıldı: Taşınmazın kamu hizmetine ayrıldığı o eski tarihteki rayiç bedeli. Vatandaşlar arazinin bugünkü güncel fahiş piyasa değerini değil, sadece onlarca yıl önceki tahsis tarihindeki asgari değerini talep etmek için başvuru yapabilecek. Düzenleme, kamu idarelerinin kullandığı bu alanların devlet adına tescil işlemlerini saniyeler içinde hızlandıracak.
Yasa teklifinde yer alan ve hukuk çevrelerinde fahiş tartışmalara yol açması beklenen en radikal madde ise adliyelerde devam eden mevcut yargılama süreçlerini kapsıyor:
"Düzenlemeyle birlikte, 1963 sonrasında açılan veya halen mahkemelerde görülmekte olan bedel ve mülkiyet talepli tüm davaların doğrudan reddedilmesi öngörülüyor. Bu taşınmazların ilgili kamu idareleri adına tescili doğrudan sağlanırken, dava süreçlerinde ortaya çıkan harç ve vekalet ücretlerinin de maktu (sabit) olarak uygulanması kararlaştırılacak."
Bu tüzük değişikliği, geçmişte "kamulaştırmasız el atma" gerekçesiyle tazminat davası açan ya da açmayı planlayan tüm mirasçıları doğrudan etkileyecek. Yasa teklifinin temel muhatapları, tapu kayıtlarında arazisi hala kendi veya büyükleri adına kayıtlı görünmesine rağmen, üzerinde yıllardır devletin kurumları bulunan vatandaşlar olacak. Düzenleme yasalaştığında, kamu ile vatandaş arasında bir veya iki nesildir devam eden mülkiyet anlaşmazlıkları tek kalemde devlet lehine çözülecek.