Ekranlardaki kırmızı oklar yerini bir anda yemyeşil bir tabloya bıraktı. Haftalardır Orta Doğu'daki savaş tamtamlarıyla ezilen ve yatırımcısına adeta saç baş yolduran altın, haftanın üçüncü işlem gününde küllerinden doğdu. Dolar endeksi ve ABD Hazine tahvili getirilerindeki o ani çözülme, sarı madenin sırtındaki ağır yükü bir anda kaldırıverdi. Gün içinde yüzde 3,9 gibi devasa bir sıçrama yapan ons altın, New York borsası kapanış zili çalarken 4.668,06 dolar seviyesine demir atarak sermaye sahiplerine derin bir nefes aldırdı.
Ancak arka planda dönen o korkunç mart ayı bilançosunu asla unutmamak gerek. Zira altın, geçtiğimiz ay yatırımcısının portföyünden tam yüzde 12 oranında bir değer silerek 2008 yılındaki o büyük çöküşten bu yana en ağır hasarlarından birini aldı.
Sadece borsa ekranlarına bakarak bu ani uyanışı anlamak imkansız; asıl fırtına kapalı kapılar ardında kopuyor. Amerikan The Wall Street Journal'ın sızdırdığı o çarpıcı kulis bilgisi, piyasalardaki küresel yangına adeta buz gibi su serpti.
İddialara göre ABD Başkanı Donald Trump, küresel enerji krizinin kalbi olan Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı kalsa bile bu kördüğümden ve askeri operasyonlardan çekilmeye dünden razı. Trump'ın süreci daha fazla uzatmamak adına çevre ülkelere "Enerji güzergahlarını siz denetleyin" çağrısı yaptığı yüksek sesle konuşuluyor. Karşı cephede ise İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın, ülkesinin masadaki temel şartlarının korunması kaydıyla tetiği çekmekten vazgeçmeye ve çatışmayı sonlandırmaya hazır olduğu yönündeki o kritik mesajlar, devlet basınına çoktan düştü.
Altındaki bu sarsıcı dönüş, diğer kıymetli metalleri de adeta kış uykusundan uyandırdı. Özellikle gümüş cephesinde tam anlamıyla bir ralli yaşanıyor. Yüzde 7,3'lük devasa bir artışla 75,17 dolar barajını sarsan gümüş, endüstriyel metaller olan platin ve paladyumu da peşinden sürükleyerek piyasadaki iyimser havayı perçinledi.
Tabi tüm bu jeopolitik satranç oynanırken, yatırımcının kafasındaki asıl o büyük "enflasyon" karabasanı hala köşede bekliyor. Orta Doğu sınırlarında cereyan eden krizin küresel ekonomiyi bir duraklama dönemine iteceği korkusu, merkez bankalarının "Acaba faizleri yeniden sert şekilde artırırlar mı?" paniğini körüklemişti. Sabit bir faiz getirisi sunmayan altın için merkez bankalarının oranları yükseltmesi demek, kelimenin tam anlamıyla ölüm fermanı demektir.
Fakat tam bu kırılma anında sahneye çıkan ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell'ın "Uzun vadeli enflasyon beklentileri sabit kaldı" minvalindeki o yatıştırıcı açıklaması, piyasanın üzerindeki faiz artırımı kabusunu şimdilik dağıtmış görünüyor.
Önümüzdeki kritik 48 saat, küresel finans tarihinde belki de ders kitaplarına geçecek yeni kırılmalara sahne olacak. ABD ve İran arasındaki o ince diplomasi ipliği koparsa, ons altının yeni rekorları test etmesi işten bile değil. Ancak masadan kalıcı bir barış güvercini havalanırsa, rüzgar aniden tersine dönüp güvenli limanlardan kaçışı hızlandırabilir. Bu puslu havada portföyünüzü korumak, her zamankinden daha çelik gibi bir sinir sistemi istiyor.
(Yasal Uyarı: Haberde yer alan değerlendirmeler ve uzman görüşleri tamamen bilgi amaçlıdır, kesinlikle yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır)