Ukrayna Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’nın farklı bölgelerine yönelik füze ve İHA’lar kullanarak eş zamanlı hava saldırısı gerçekleştirdiği bildirildi.
Dünya kamuoyunda geniş yankı uyandıran saldırıya ilişkin sıcak gelişmeleri değerlendiren Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Kürşat Kan, Anadolu’da Bugün’e özel açıklamalarda bulundu.
Kan, 22 Şubat 2026 tarihinde Rusya’nın 300 ila 400 arasında drone ve onlarca füze ile geniş çaplı bir saldırı düzenlediğinin açıklandığını belirterek, “Bunlar arasında hipersonik Zirkon füzeleri ve İskander sistemleri de var. Uzun zamandır bu ölçekte bir drone ve füze saldırısı görmemiştik” dedi.
"Saldırının en dikkat çeken yanı sivil altyapıyı hedef alması"
Saldırının en dikkat çekici yönünün sivil altyapıyı hedef alması olduğunu vurgulayan Kan, “Ukrayna’nın açıklamaları ve tarafsız gözlemcilerin değerlendirmeleri, özellikle kritik sivil altyapılara yönelik saldırılar düzenlendiği yönünde. Bu durum sivil kayıpların artması açısından son derece endişe verici” ifadelerini kullandı.
"Savaş Dördüncü Yılını Tamamlarken Şiddetleniyor"
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın 2022 yılının Şubat ayında başladığını hatırlatan Kan, savaşın dördüncü yılını tamamlarken yeniden şiddetlenmesinin hem bölge hem de taraflar açısından üzücü olduğunu belirterek, ”Dünyada hiçbir savaş kimseyi mutlu etmez. İnsanlar ölüyor, yaralanıyor ve büyük yıkımlar yaşanıyor. Bu büyüklükteki saldırıların, özellikle sivilleri hedef alması savaşın insani boyutunu daha da ağırlaştırıyor” dedi.
Ukrayna’dan misilleme gecikmedi
Kan, saldırıların tek taraflı olmadığını da belirterek, Ukrayna’nın da insansız hava araçlarıyla Rusya’ya karşı misilleme saldırıları gerçekleştirdiğini söyledi. İddiaya göre iki Rus unsurunun 10 kişilik bir drone ekibi tarafından etkisiz hale getirildiğini aktaran Kan, Ukrayna’nın ayrıca 1400 kilometre menzilli yeni bir füze ile Rus hedeflerini vurduğunu ifade etti. Bu gelişmelerin bölgedeki çatışma şiddetini yeniden artırdığına dikkat çekti.
"Türkiye bu süreçten çok yönlü zarar görüyor"
Savaşın sadece taraf ülkeleri değil, bölge ülkelerini de doğrudan etkilediğini belirten Kan, Türkiye’nin de bu süreçten çok yönlü zarar gördüğünü söyleyerek, “Karadeniz güvenliği açısından ciddi riskler oluştu. Türkiye kıyılarına kadar sürüklenen mayınları hatırlıyoruz. Türkiye’nin girişimleriyle bu risk bir ölçüde azaltıldı. Ayrıca geçtiğimiz aylarda sınırlarımıza giren ve mahiyeti net olmayan dronelar ciddi güvenlik endişesi yarattı. Türk Silahlı Kuvvetleri bu unsurları etkisiz hale getirdi ancak bu durum bile savaşın ne kadar geniş bir coğrafyayı etkilediğini gösteriyor” dedi.
Kan, ekonomik boyuta da dikkat çekerek, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar konusunda Türkiye ile tam bir uyum bulunmamasının zaman zaman diplomatik gerilimlere yol açtığını ifade etti. Türkiye’nin yaptırımlara katılmamasının ticari ve siyasi dengeleri etkilediğini belirten Kan, savaşın ekonomik, sosyal ve güvenlik alanlarında Türkiye üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.
“Küresel İrade Şart”
Türkiye’nin savaşın başladığı günden bu yana çözüm için yoğun diplomatik çaba gösterdiğini vurgulayan Kan, “Ancak bu savaş yalnızca Türkiye’nin inisiyatifiyle çözülebilecek bir kriz değil. Küresel bir inisiyatif ve güçlü bir uluslararası irade gerekiyor. Bu irade ortaya konulabilecek mi, bunu zaman gösterecek” ifadelerini kullandı.